|
KURANI KERİM
Kuran harflerinin okunuşlarını öğrenelim!
Bütün dünya dilleri içinde, okunmasıen kolay kitap hiç şüphesiz Kurandır. Kuranın kendine has bir dili ve alfabesi vardır. Biz buna Kuran Alfabesi diyoruz.
Kuran harflerini öğrenmek ve yazmak çok kolaydır. Zor olan bu harflerin telaffuzu, ağızdan çıkış şeklidir.
Kuran harflerini öğrenmek ve Kuranı okuyabilmek için bu harflerin Türkçe alfabesindeki karşılıklarını ve okunuş şekillerini de bilmemiz gerekmektedir. Çünkü;Kuran harflerinden bazılarının okunuş şekilleri ve sesleri,Türkçe dekinden farklıdır. Hatta bu harfler içinde, Türkçede sesi bulunmayanlar ve Türkçe alfabede olmayan harfler de vardır.
Onun için biz Kuran harflerini,mümkün olduğu kadar, ağzımızdan çıkışlarına (mahrece) göre işaretederek açıklamaya çalışacağız. İşte tek tek Kuran harflerinin okunuşları:
Yazılışlar ve harflerin bitişmesi
Harekeler...
Kuran harfleri içinde sesli harf yoktur. Onun için bu harflerin okunuşunu ancak harekeler ve bazı özel işaretler sağlar.
Şimdi biz elifbamızın bu sayfasından sonraki sayfalarda harekelerden başlayarak konuları Cezim, Şedde,Tenvîn, Med harfleri, Belirlilik Takısı, Mukatta Harfleri ve Henin Okunuşunu tek tek tanıtmaya çalışacağız.
Harekeler üç çeşittir. Bunlar üstün,esre ve ötre diyerek isimlendirirler. Kuran harflerinde Türkçedeki (a,e, i, u, ü) sesli harflerin yerini üstün, esre, ötre harekeleri alır.Bu harekeler, harfi Türkçedeki gibi kısa okuturlar.
Üstün; harfin üstüne konan sola eğik bir çizgidir. İnce harflere e kalın harflere ise a sesi verir.
Esre; harfin altına konan sola eğik bir çizgidir. İnce harflere i kalın harflere ise ı sesi verir.
Ötre; küçük vâv harfine benzer ve harfin üstüne konur. İnce harflere u-üarası bir ses, kalın
harflere ise u sesi verir.
ALIŞTIRMALAR
DUALAR
Kur'an-ı öğrenmenin ve öğretmenin üstün fazileti
Kur'anı Kerim'i öğrenmenin ve öğretmenin üstün fazileti olduğunu buyuran peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bir hadisi şeriflerin de şöyle buyurmuşlardır: "Sizin en hayırlınız, Kur'an öğrenen ve öğretenlerinizdir."
Allah'ın huzurundu hayırlı bir kul olmak istiyorsak demek ki, Allah'a ve ahirete iman etlikten sonra hem dünya hem de ahiret kitabı olan Kur'an -ı Kerimi arapca harfleriyle ve harflerin çıkış yerlerine riayet ederek yanlışsız hatasız öğrenmek ve öğrendiklerimizi de, öğrenmek için çaba sarf eden insanlara sabırla, zaman tanıyarak, öğrenmede zorluk çekenlere tekrar, tekrar ederek zorlaştırmadan öğretmek zorundayız .
Kur'anı Kerim'i öğrenmenin ve öğretmenin üstün fazileti olduğunu buyuran peygamber efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bir hadisi şeriflerin de Şöyle buyurmuşlardır:
"Sizin en hayırlınız. Kıtr'aııı öğrenen ve öğretenlerinizdir."
Evet öğrenmek, öğretmek ve öğrendiklerimizi anlamak, anladıklarımızla yaşamak ve yaşatmak zorundayız. Yoksa hayırlı bir kul olmak kolay değil.
Mucize olarak Ahir zaman peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) gönderilen Kur'an -ı; tertil ederek yani tecvid kaidelerine riayet ederek yavaş yavaş harflerini tane tane çıkarak halta işitenlerin harflerini sayabilecekleri bir şekilde okumalıyız.(2)
Bakınız peygamberimiz (s.a.v.) Kur'an-ı Kerimi okumanın büyük bir fazilet olduğunu, Kur'an-ı Kerim'i okuyan müminlerin diğer insanlar arasındaki üstün derecesini söyle haber vermiştir.
'Kur'an okuyan mümin ütrücce (ağaç kavunu) gibidir . Hem kokusu hem de tadı güzel ulur. Kur 'an- ı okuyun mü'min de, hurma gibidir. Rayihası (kokusu ) yok, fakat tadı hoştur. Kur'an-ı okuyan münafık ise reyhan otu gibidir. Kokusu hoş, fakat tadı atıdır. Kur'an-ı okumayan münafık ise, Ebu Cehil karpuzuna benzer. Kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.'
Kur'an-ı çok okumamız bize zihnimizde üstün zeka duygu ve düşüncelerimizde huzur, ahlakımızda güzellik, çalısına ortamında ve ailemizde mutluluk ve dünya hayatımızda da essiz bir rehber olacaktır.
Belki yeni öğrenenler zorlanacaklar, okumakta güçlük çekecekler onlar için de Resulullah (a.s.v.) Efendimiz,
'Kur'an-ı okuyan ve hu hususta mahareti olan kimse, milgarrap meleklerle beraberdir. Kur'an-ı kekeleyip zorlukla okuyan kimseye ise iki kat ecir vardır' buyurmuştur.
İlk etapta bir sahifeyi 10 dakikada okuyorsa her vakiin arkasından birer defa okusa 5. defa okuduğun da bu süreyi 2 dakikaya indireceklerdir. İşte o zaman okumaktan daha fazla tal ve lezzet alacaklardır. Ahirette ise Kur'an'ın şefaatiyle karşılaşacaklardır.
Öyle ise bize düşen gücümüzün yettiği kadar sükunetle ve severek Kur'an okumalıyız. Çocuklarımıza da mutlaka Kuran okumayı öğretmeliyiz ve çocuklarımızı Kuran ahlakıyla ahlaklandırmalıyız.
"Sizin en hayırlınız. Kur'anı öğrenen ve öğretenlerinizdir."
İnşallah bir nebze de olsa faydam dokunmuştur.Arkadaşlar Allah Rızası için lütfen öğrenmek isteyen arkadaşlarımızı bu ortama bekliyorum bu sayfayı gören bilen arkadaşlar lütfen çevresinde kuran öğrenmek isteyen dostlarına ve yakınlarına bildirsin Kuran öğrenmeyen kalmasın...
Allah-u Teala bizi Kuran'dan alıkoymasın.
KUR’AN’DA MÜ’MİNLERİN ÖZELLİKLERİ
“KESİN OLAN ŞUDUR Kİ, inananlar kurtuluşa ereceklerdir: Onlar ki, namazlarında alçakgönüllü bir duyarlılık içindedirler; onlar ki, boş ve anlamsız şeylerden yüz çevirirler; arınmak için yapılması gerekeni yaparlar. Ve onlar ki, iffetlerin korurlar; eşleri (evlilik yoluyla) meşru olarak sahip oldukları insanlar dışındaki (kimselerde arzularına doyum aramazlar): Çünkü onlar (eşleriyle olan ilişkilerinden dolayı) kınanmazlar. Ama (bu) sınırı aşmak isteyenler, işte haddi aşanlar böyleleridir. Ve o (mü’minler) ki, emanetlerine ve ahitlerine sadakat gösterirler. Salâtlarını (tüm dünyevi kaygılardan) uzak tutarlar. İşte varis olacaklar böyleleridir: Cennete varis olacak ve orada sonsuza kadar kalacak olanlar.” (Mü’minûn Sûresi, 23/1-11.)
I-DOĞRUDAN ALLAH’A KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
A-Kur'an'ı Klavuz Edinmek
“Elif-Lâm-Mîm. Üzerinde hiçbir şüpheye yer olmayan bu ilâhî kelâm Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlara (1)bir rehber (olarak indirilmiştir).” (Bakara, 2/1-3.)
“Rabbinizin katından size indirilene uyun; O’ndan başka önderlerin ardından gitmeyin. (2)Ne kadar az tutuyorsunuz aklınızda bunu.” (A’raf, 7/3.)
“BİZİM mesajlarımıza (gerçekten) inananlar, ancak, kendilerine tebliğ edildiği zaman önünde derin bir hayranlık ve saygıyla eğilenlerdir; (onlar,) Rablerinin sınırsız ihtişamını hamd ile yüceltenler ve asla büyüklük taslamayanlardır. (onlar) yataklarından (geceleri) kalkarak korku ve ümit içinde Rablerine yalvaranlardır ve kendilerine geçinmeleri için verdiğimizden başkalarına harcayanlardır. (Böyle davranan mü’minlere gelince,) yaptıklarından dolayı mükafat olarak (öteki dünyada) onları şimdiye dek gizli kalan hangi mutlulukların beklediğini kimse tahayyül edemez.” (Secde, 32/15-17.)
Kur’an’ı Duyarlı Bir Şekilde Okumak ve Mesaj’a Kulak Vermek
“Ve kitaba o sımsıkı sarılanlarla namazı dosdoğru ve devamlı yerine getirenler(i elbette ödüllendireceğiz); dürüst ve erdemli olmayı benimseyen ve bunu öğütleyen kimselerin hakkını elbette ziyan etmeyeceğiz.” (A’raf, 7/170.)
“Ve onlar ki, kendilerine Rablerinin mesajları hatırlatıldığı zaman, körler(in) ve sağırlar(ın yaptığı gibi, düşünüp anlamadan) onların üzerine üşüşmezler.
Ve onlar ki, Ey Rabbimiz! ‘Bize göz nûru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi Sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için örnek ve öncü yap!’ diye niyaz ederler.
İşte bunlar, güçlüklere göğüs germelerinden ötürü (cennette) üstün bir makamla mükafatlandırılıp orada dirlik ve esenlik nidâlarıyla karşılanacak olan kimselerdir! (Ve onlar) orada sonsuza kadar yaşayıp gideceklerdir, bu ne güzel bir varış yeri, bu ne üstün bir makam!” (Furkân, 25/73-76.)
“Bunun içindir ki, Kur’an okunduğu zaman ona kulak verin, sesinizi kesip dinleyin onu, ki (Allah’ın) esirgemesiyle kuşatılasınız.” (A’raf, 7/204.)
“İMDİ, Kur’an okuyacağın zaman, hemen o kovulmuş şeytana karşı Allah’a sığın. (3) Gerçekte, onun, imana erişenlerin ve Rablerine güven bağlamış olanların üzerinde bir nüfuzu/etkisi yoktur.” (Nahl, 16/98-99.)
Dipnotlar
1- Muttakî’nin “Allah’tan korkan” şeklindeki alışılagelen çevirisi, bu ibarenin olumlu içeriğini yeterli biçimde yansıtmaz –yani, O’nun her zaman ve her yerde hazır olduğunun farkında olmayı ve kişinin bu farkında oluşun ışığı altında kendi varlığını biçimlendirme arzusunu... Öte yandan bazı çevirmenlerce benimsenen “kötülükten sakınan” veya “sorumluluğu konusunda dikkatli olan” şeklindeki çeviri ise, ilahi sorumluluk bilinci kavramının sadece bir yönünü yansıtır.
2- Başta İbni Hazm ve İbni Teymiyye olmak üzere, büyük Müslüman düşünürlerden bazıları bizim önderler (masters) sözcüğü ile karşıladığımız evliya teriminin, bu anlam örgüsü içinde sözcüğün dini anlamıyla “otoriteler” (din alanında sözü dinleneneler) anlamında kullanıldığını söylemişler ve bu yüklemiyle ayetin, Hz. Peygamber dışında ve aşağısında her hangi bir şahsın sübjektif görüşlerine, onları Kur’ânî buyruk ve öğretilerle yanyana ve eşdeğer tutarcasına, hukûkî bir geçerlilik atfetmek konusunda bir yasaklama getirdiğini belirtmişlerdir. Bu konuyla ilgili olarak bkz. Maide Sûresi, 5/101.
3 - Bu pasaj 98. ayetten başlayarak 105. ayeti de kapsamakta ve yukarıda 90. ayette geçen kapsamlı ahlâki talimatla ve buna bağlı olarak (89.ayetteki) Kur’an’ın amacının her şeyi açıklamak, Allah’a yürekten boyun eğenleri bir doğru yol bilgisi, bir rahmet (zihin ve ruh aydınlığı) ve bir müjde sağlamak olduğunu dile getiren ifadeyle açık bir bağlantı kurmaktadır. Sözü geçen son ifade, Kur’an’ın, Allah’ın ön gördüğü manevi ve ahlakî değerlerin nihai kaynağı ve dolayısıyla iyinin ve kötünün ne olduğunu ortaya koyan değişmez bir ölçü olduğunu ima etmektedir. Ne var ki insan, yapısı gereği, her zaman vahiy yoluyla ortaya konan manevî, ahlakî ölçülerin gerçek değerini sorgulama ya da onlara şüpheyle yaklaşma eğilimindedir; bunun içindir ki yukarıdaki ayetle, inanan kişiye ilahi kelamı okuyacağı yahut onun üzerinde düşüneceği zaman, Kur’an’ın “kovulmuş şeytan” olarak isimlendirdiği varlığın –yani, insanın kendi ruhunda ve toplumsal çevresinde bulunan ve onu ahlakî ilke ve endişelerden koparıp Allah’tan uzaklaştıranlar her türlü güç ve saikin ayartmalarına, fısıltılarına karşı Allah’ın manevi desteğine başvurması öğütleniyor.
|